1990’lı yılların ortalarıydı. Galatasaray, Türkiye Kupası’nda Trabzonspor ile oynayacaktı. Maç Ali Sami Yen’deydi. Sahalar henüz bu kadar gelişmemişti; yani balçık vardı. İşte maçın ortalarında Trabzonsporlu Soner, Galatasaraylı Okan Buruk’a öyle bir vurdu ki… Okan saha içinde dağıldı.
Ayağı kırılmıştı. Aylar boyu futbol oynayamadı. Ama dönüşü muhteşem oldu. Galatasaray ile kazanılan 4 şampiyonluk, bir UEFA Kupası, Türkiye Kupaları ve diğerleri…
Ardından Emre Belözoğlu ile kol kola girip İtalyan devi Inter’e transfer oldu. Orada Arjantinli hoca Hector Cuper ile çalışma, başarılar ve Türkiye’ye dönüş…
Okan Buruk bir dava adamıdır. Baş koyduğu davaya hakkını veren ve baş koyan bir mizacı vardır. İnatçıdır, pes etmez. Pes edeni de benimsemez. Galatasaray’da art arda gelen başarılarına hep bir kulp takılmıştır. Türkiye’den Avrupa’ya gidip, Türkiye’de başarılar kazanmış ender Türklerden biridir.
Fenerbahçeli Can Bartu ve Galatasaraylı Metin Oktay gibi… Oysa Almanya’da büyüyen, Alman Millî Takım forması giyen İlkay ve Mesut Özil bir başka konudur bizim için.
Okan’la devam edelim.
Okan, Akhisarspor ile Türkiye Kupası şampiyonu oldu. Başakşehirspor’da başka hocalar yıllarca görev yapmalarına rağmen boş geçince geldi ve bir kerede şampiyonluk çıkardı.
Galatasaray o sezonu 13’üncü bitirmişti. Takımın başına geçti ve iddialı kadroları da yönetip tam 3 şampiyonluk çıkardı.
Şimdi Galatasaray zirvede.
Kupalar’da Atletico Madrid sonrası da play-off’ları garanti etti.
Etti mi, etti.
Şimdi birçok sanal medyada Okan Buruk aleyhine ve hatta Başkan Dursun Özbek’in de aleyhine sözler var. Ne yani, bunlar hak edilmiş davranış biçimi mi? Tabii ki hayır.
Eğer Galatasaray takımı dişe diş, kora kor oynadığı; rakibinin dünyanın en çok koşan beş takımından biri olan Atletico Madrid’i neredeyse yenme noktasına getiriyorsa, o zaman karşı tarafa bir “dur” demek gerekir.
Okan Buruk, Icardi ve İlkay gibi yedekleri yanında sessiz sedasız oturtuyorsa, maç içi değişikliklerini zamanında yapıyorsa, oyuna müdahale ediyorsa, o zaman gerçekten bir “durun” demek lazımdır.
Kusura bakmayın ama Okan Buruk’un hakkı yenmemeli ve sahibine teslim edilmelidir.
Benden söylemesi.
Hoşça kalın…